Kara Kuğu (Dheneb) / Anka'nın Küllerinden Doğuşu Satürn / Pluto

Ey Aday,
Önündeki yol uzun ve zahmetlidir. Ardında bıraktığın geçmişe ait tek bir düşünce bile seni aşağı sürükleyecek ve tırmanışa yeniden başlamak zorunda bırakacaktır.Geçmiş tecrübelerin tüm hatıralarını içinde öldür.
Geriye bakma, yoksa kaybolursun...
Sessizliğin Sesi Madam Blavatsky
Son 2 yıldır yoğun olarak değişim ve dönüşüm etkilerini almaya başlamıştık. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi bu dönüşümün farkında olmayanlara da kendini tamamen göstereceği olaylarla geliyor. 
Satürn ve Pluto Oğlak burcunda 1518 yılında buluşmuştu. Faklı burçlarda buluşma tarihleri de son dönemler için 1883 -1914-1947-1982 . Bu tarihlere baktığımızda hem ülkemizde hem de dünyada büyük dönüşümlerin yaşandığını görüyoruz. Eski sistemlerin, işe yaramayan yapıların, revize edilmesi gereken unsurların çok acıtan şekilde yıkıldığını ve yeni unsurlarla yapılandığını ‘’ HİÇ BİR ŞEYİN GERİ DÖNÜLMEYECEK ŞEKİLDE’’ düzenlendiğini görüyoruz. Satürn’ün Oğlak’ta ve en güçlü olduğu yerde bu kavuşumu gerçekleştirmesi bu tarihi olaya şahitlik etme açısından aslında heyecan verici.
Kavuşumu şu anda yaşayan bizler bir daha bunu göremeyeceğiz. Ve elbet bu zorlu dönemleri yaşayacaksak her birimizin atalarımızdan getirdiği mirastan dolayıdır. Sözleşmelerimizi bu dönemi yaşamak üzere yaparak gelmişiz. Bunu iyi kavramak gerekli. Bu sene 6 tutulma, Venüs, Mars ve olmazsa olmaz Merkür Retroları ve Satürn Jüpiter kavuşumu (SAHİBKIRAN) ne denli önemli tarihsel bir süreçten geçtiğimizi gösteriyor. Her ne kadar ürkütücü görünse de sonuçta o yazdığım tarihlerden sonra da yaşamın devam ettiğinin farkındalığında olmamız gerekiyor.
Satürn ve Pluto’nun DHENEB ( kara Kuğu) yıldızında buluşmasının (küçük bir orb farkıyla) ardından ABD ve İran arasında başlayan sadece Ortadoğu ile sınırlı kalmayacak gerilim, değişim ve dönüşümün 2020 ve takip edecek yılların ön fragmanı oldu. Modası geçen sistemler yok olacak. DÖNÜŞÜM eskiyi yıkıp geçecek (Pluto) sorumluluklarımızı hatırlatarak yeniden inşa (SATÜRN) ettirecek. Toplumsal alanda yaşanacak bu değişimlerin bireysel hayatlarımıza dokunmayacağını düşünmek sadece naif bir düşünce. Tabii ki bizler de kendi hayatlarımızda evrileceğiz. Eski düşünceler, kalıplar, alışkanlıklar, zarar veren ne varsa bir bir yıkılacak. Karanlık olmadan aydınlık olur mu? Güneş’te ve aydınlıkta görürüz sadece gölgemizi. Jung’un dediği gibi ‘’ gölgesini fark eden kişi artık zararsız olmadığını çok iyi bilir’’ Sadece aydınlık peşinde koşan ve karanlığını fark edemeyen kişi o karanlığı en çok besleyendir.
Black Swan (Kara Kuğu) filmini izleyenler hatırlar. Natalie Portman’ın canlandırdığı karakter kendi cehenneminde gölgesiyle savaş vermiş, aydınlığa giden yolda korkuyu yenmenin, güç ve kendini yeniden doğurma cesaretine sahip olmanın sağlıklı egoyu geliştirmekten geçtiğini en acı haliyle deneyimlemesini göstermişti. İlginç olan karakteri canlandıran Natalie Portman Jüpiter / Satürn Terazi kavuşumlu bir Sahibkıran açısına sahiptir. Ve zor bir haritanın nasıl iyi yönetildiğine örnek bir sanatçıdır.

İçinde bulunduğumuz süreç Simurg’un Kaf Dağına yolculuğu olacak. Çoğumuz o dipsiz 7 vadinin hangisinde takılacağız kimbilir? Simurg ve 7 vadiye bakalım isterseniz .

Efsaneye göre, kuşların hükümdarı olan, her şeyi bilen Simurg (Zümrüd-ü Anka, Phoenix olarak da bilinir.) Kaf Dağı’nın tepesinde, bilgi ağacında yaşar, öleceğini hissettiği zaman ağaç dallarına yuvasını yapar, Güneş dalları yaktığında da dallarla birlikte yanar ve küllerinden yeniden doğarmış. (Bilgi asla kaybolmaz)
Bütün kuşlar, Simurg’un bilgeliğine inanır, işler ters gittikçe Simurg’un onları kurtaracağını düşünür, onu bekler dururlarmış. Ancak içlerinden onu gören olmamış, bir süre sonra kuşlar da ondan umudu kesmişler. Ta ki kuşlardan biri uzak bir ülkede Simurg’un kanadından bir tüy bulana kadar. Onun var olduğuna inanan bütün kuşlar toplanmış ve Simurg’u bulup yolunda gitmeyen şeyler için ondan yardım istemeye karar vermiş.
Kaf Dağı’na ulaşmak için 7 dipsiz vadiyi geçmeleri gerekiyormuş. Bu 7 vadiyi geçmek öyle zormuş ki bir sürü kuş yolda kaybolmuş.
1) İrade vadisi
Kuşların isteyebileceği her şeyin bulunduğu “İstek Vadisi”. Burada, birçok kuş her şeye sahip olabilmenin büyüsüne kapılıp kaybolmuş.
2)Aşk Vadisi
Gözlerinin sisle kaplandığı, gördükleri şekilleri birer sülün, birer kuğu sandıkları “Aşk Vadisi”. Burada, kuşların sisten ve güzelliklerine kapıldıkları kuğulardan, sülünlerden gözleri kör olmuş, birçok kayıp vermişler.
3)Cehalet Vadisi
Her şeyin gözlerine güzel göründüğü “Cehalet Vadisi”. Buradan geçerken bazı kuşlar hiçbir şeyi önemsememeye başlamış, önemsemedikçe düşünmemiş, düşünmedikçe unutmuşlar, Simurg’u bile unutmuşlar, unuttukça yükleri hafiflemiş ve gülümsemeye başlamışlar.
4) İnançsızlık Vadisi
Gittikleri yolun, amaçlarının anlamsız göründüğü “İnançsızlık Vadisi”. Burada kuşlar Simurg’u bulamayacaklarını, yolda öleceklerini düşünmeye başlamış. O kadar yolu boşuna gittiklerini düşünen kuşlar, geri dönmüş.
5) Yalnızlık Vadisi
Hepsinin kendini yalnız başına hissettiği “Yalnızlık Vadisi”. Bu vadiden geçerken kuşlar yalnızca kendini düşünmeye başlamış. Bazıları kendi başlarına hareket edip yönlerini kaybetmişler, kendi için avlanmaya gidip büyük hayvanlara yem olmuşlar. Kendilerini kimse yokmuş gibi, yapayalnız hissederler. Milyonlarca kuşun aynı amaç için uçmakta olduğu akıllarının ucundan bile geçmez.
6) Dedikodu Vadisi
Simurg hakkında birçok fısıltıların yayılmaya başladığı “Dedikodu Vadisi”. En arkadaki kuştan en öndekine doğru Simurg ile ilgili bir sürü dedikodu gelmiş en sonunda en öndekine Simurg’un toprak olduğu, gitmelerinin bir anlamı olmadığı söylenmiş. Bunu duyan birçok kuş doğru olup olmadığını hiç önemsemeden, yolundan vazgeçip geri dönmüş.
7) BEN Vadisi
Burada her kuş ayrı bir şey söylemeye başlamış, biri diğerinin kanadını beğenmemiş, diğeri her şeyi bildiğini iddia etmeye başlamış, yanlış yoldan gidildiği söylenmiş. Hepsi bir şey söylüyormuş ve kendi söylediğinin doğru olduğunu kabul ettirip lider olmaya çalışıyormuş. Böylece vadiyi geçip “ben” düşüncesinden uzaklaşana kadar en öne geçmek için birbirlerini ezip durmuşlar.
Kaf Dağı’na vardıklarında, dünyadaki bütün kuşlardan geriye sadece 30 tanesi kalır. Zorlu vadilerden geçen bu 30 kuş, yuvaya vardıklarında Zümrüdü Anka kuşunun “otuz” demek olduğunu öğrenirler. Yani kalan kuşların hepsi Simurg’tur. Kurtarıcı, bilge, mükemmel kuş; bu yedi vadiyi geçen kuşların tamamıdır. İradesine hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi egosunu eğiten kuşlar Simurg’tur. Kaf dağına ulaşmak kendinden kendine yapılan yolculuktur.
Kara Kuğu ile başlayan önümüzdeki süreci yönetmenin en doğru yolu kendi içimize yolculuğa çıkıp gölgemizle yüzleşmek ama ona teslim olmadan kendimizi yeniden doğurmak. Zamanın enerjisi hem bireysel hem de kollektif alanda bu yönde çalışacak. Kollektif alanda sınırlar değişecek, düzenlenecek, eski ekonomik yapılar, teknoloji, sistemler aklınıza gelen her alanda yeniye yer açmak için yıkımlar olacak ve dönüşümler hayatımıza dahil olacak. Bu söylediklerim bugünden yarına hemen olacak şeyler değil. Bu tür kavuşumlar uzun süreli olduğu için bizler şu anda bir sürecin içinden geçiyoruz. Zor, sıkıntılı, acıtan, kanırtan bir süreç olacak. Tarihte pek çok kere bu süreçler yaşandı ve yeni sistemler kurularak yola devam edildi. Bu süreçleri yönetebilmek için değişime ayak dirememek gerekiyor. Çünkü Satürn ve Pluto bizim direncimizle hiç ama hiç ilgilenmez. Yaşanması gerekenin yaşanacağı yıllardayız. Akışta kalmak ama akıntıya kapılmamak için DENGE de kalmak çok önemli. 
Bunun için naçizane önerim kalple düşünmeyi, zihinle hissetmeyi öğrenmek olacak. Yüreğimizi dönüşüm konusunda cesaretlendirmek. Satürn çok fazla çalışma, doğruluk, dürüstlük ve yeniden yapılandırma bekliyor bizden. Satürn ve Pluto yazı dizilerimde belirttiğim temaları tekrar okumanızı öneririm. Bu ikilinin bizden istediğini anlamak ve ‘iyiye’ dönüşmek yolunda atılacak / atılan adımlar bireysel hayatlarımızın doğru yönde evrilmesini sağlayacağı için yepyeni ‘BEN’ ile yola devam edenler arasında olmamızı sağlayacaktır. Sistem sert çalışacak ve affetmeyecek. BİR’den bütüne gidemeyenler elenme potasında çok mücadele vermek zorunda kalacak taa ki dönüşünceye kadar. Yapılması gereken çok çalışıp, üretmek, doğaya ve başkalarına saygı göstermek, kendi benliğinin farkına varıp gereken dönüşüm cesaretini göstermek, kalple düşünmenin temellerini atmak. Sevgi, şefkat, merhamet duygularıyla ilahi olanla bütünleşmek. 2020 biterken ne kadar çok dönüştüğümüz, yepyeni bir ‘BEN ’ olduğumuza inanamayacağız. Sevgi, aşk, şefkat ve merhamette kalın. Önce kendinizi sevmekten başlayın. Unutmayın bir yarış kazanıp buraya geldiniz ve bunun bir anlamı olmalı. Hepimiz biricik, tekil ve özeliz. Aynı zamanda evrenin büyüklüğü karşısında HİÇ iz. Bu ikisi arasında DENGE yi farkedip, içselleştirip, yaşamına dahil edenlerin devam edeceği günler yaşıyoruz.
Yazımı yine Madam Blavatsky ‘nin sözleriyle bitirmek istiyorum.
Ey bilge olan söyle, mükemmelliği kazanmak için ne yapmalıyım?
Patikayı ara.
Fakat, yolculuğa başlamadan önce ey Lanu, temiz kalpli ol. İlk adımını atmadan önce gerçeği yalandan, fani olanı, ebedi olandan ayırmayı öğren.
Hepsinden önemlisi, Ruh bilgeliğini, Akıl öğreniminden; Kalp öğretisini, Göz öğretisinden ayırt etmeyi öğren.”
Sevgi ve Huzurla KAL’ın.

Nüket Biçken 
Oğuzhan Ceyhan Karma Astroloji Merkezi Mistik Kahinler
Işığıyla aydınlatan Oğuzhan Ceyhan hocama saygıyla

Yorumlar